Merkez/MANİSA gamzegokselozturk@outlook.com

Medikal Makale

İzmir Tınaztepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezuniyet

İzmir Tınaztepe Üniversitesi Tıp Fakültesi

...
İzmir Tınaztepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezuniyet

Hayatın bazı anları vardır; takvimde yalnızca bir gün olarak görünür ama insanın içinde yıllarca yankılanır. Bugün benim için tam da böyle bir gündü.

Kuruluşundan bu yana büyük bir inançla emek verdiğim İzmir Tınaztepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, ilk mezunlarını verdi. O genç hekimlerin diplomalarını kendi ellerimle teslim ederken, yalnızca bir mezuniyet töreninde bulunmadığımı hissettim. Aslında yıllardır birlikte yürüdüğümüz uzun bir yolculuğun en anlamlı duraklarından birine tanıklık ediyordum.

Bir öğrenci, fakültenin kapısından ilk kez içeri girdiğinde yanında yalnızca hayalleri vardır. Beyaz önlüğü henüz ütülü, stetoskopu yenidir; ama hekimlik henüz yalnızca zihnindeki bir idealden ibarettir. Sonra yıllar geçer…

Amfilerde başlayan dersler, laboratuvarlarda geçirilen saatler, hasta başında edilen ilk cümleler, ilk heyecan, ilk hata, ilk doğru karar, ilk teşekkür, ilk kayıp… Her biri sessizce bir insanı dönüştürür. Tıp fakültesi yalnızca bilgi öğreten bir kurum değildir; karakter inşa eden, sabrı öğreten, sorumluluğu omuzlara yükleyen ve vicdanı olgunlaştıran bir yaşam okuludur.

Bir öğretim üyesi için en büyük mutluluk, anlattığı derslerin sınavlarda doğru cevaplanması değildir. Asıl mutluluk; yıllar sonra öğrencisinin bir hastanın gözlerine güven verebildiğini, zor bir karar anında etik olanı seçtiğini, bilgiyi tevazu ile birleştirebildiğini görmektir.

Çünkü iyi hekim olmak, yalnızca doğru tanıyı koyabilmek değildir.

İyi hekim olmak; hastanın korkusunu anlayabilmektir.

Sessizliğini duyabilmektir.

Bazen söyleyecek doğru kelimeyi, bazen de hiçbir şey söylemeden yanında durabilmeyi bilmektir.

Martin Buber'in çok sevdiğim bir düşüncesi vardır: "İnsan, 'Ben-Sen' ilişkisinde gerçek anlamını bulur." Hekimlik de tam olarak böyle bir meslektir. Hastaya yalnızca bir hastalık olarak değil, bir insan olarak bakabildiğimizde gerçek hekimliğe yaklaşırız.

Bugün diplomalarını verdiğim genç meslektaşlarımın her birinde bu umudu gördüm.

Bilginin yanında merakı…

Başarının yanında tevazuyu…

Cesaretin yanında vicdanı…

İşte o zaman insan, yıllar boyunca verilen emeğin aslında geleceğe bırakılmış sessiz bir miras olduğunu anlıyor.

Öğretmek, yalnızca bildiklerini anlatmak değildir.

Öğretmek; bir insana düşünmeyi öğretmektir.

Şüphe etmeyi öğretmektir.

Bilimin değişebilir olduğunu kabul etmeyi öğretmektir.

"Bugün doğru bildiğini yarın yeniden sorgulayabilme cesaretini" kazandırmaktır.

Çünkü tıp, ezberlerin değil; sürekli öğrenmenin ve kendini yenilemenin mesleğidir.

Bugün diplomalarını alan genç hekimler, artık yalnızca bir üniversitenin mezunu değiller. Bundan sonra doğan bir bebeğin ilk nefesinde, bir annenin umut dolu bakışında, bir kanser hastasının tedaviye tutunmasında, yaşlı bir hastanın minnet dolu duasında, kimi zaman da kaybedilen bir hastanın ardından hissedilen sessizlikte bu mesleğin gerçek anlamını yaşayacaklar.

Belki yıllar sonra yollarımız yine kesişecek.

Belki birlikte bilim üreteceğiz.

Belki aynı kongrelerde konuşacağız.

Belki onlar yeni öğrenciler yetiştirecekler.

İşte o zaman bilgi, bir kişiden diğerine aktarılan bir cümle olmaktan çıkacak; kuşaktan kuşağa taşınan bir kültüre dönüşecek.

Aristoteles'in dediği gibi; "Eğitimin kökleri acı, meyvesi ise tatlıdır."

Bugün o meyveyi birlikte topladık.

Bir öğretim üyesi olarak hissettiğim en büyük gurur; yalnızca hekimler yetiştirmek değil, mesleğini etik değerlerle yapan, insan hayatına saygıyı her şeyin üzerinde tutan iyi insanlar yetiştirebilmiş olma umududur.

Sevgili genç meslektaşlarım…

Önlüğünüz her zaman temiz kalmayacak.

Bazen yorulacak, bazen üzülecek, bazen başarısız olduğunuzu düşüneceksiniz.

Ama vicdanınızı, merhametinizi ve bilime olan inancınızı koruduğunuz sürece, bu meslek size her zaman yeniden güç verecektir.

Yolunuz açık olsun.

Bilim yolunuzu aydınlatsın.

Vicdanınız pusulanız olsun.

Merhametiniz hiç eksilmesin.

Ve unutmayın…

Bir hekimin bıraktığı en büyük iz, yazdığı reçetelerde değil; dokunduğu insan hayatlarında yaşar.

İlk mezunlarını veren İzmir Tınaztepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin bu tarihi gününe tanıklık etmekten ve bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük onur duyuyorum.

Bugün verdiğimiz diplomalar, aslında geleceğe duyduğumuz güvenin belgesiydi.

Yolunuz açık olsun sevgili meslektaşlarım…

Sizlerle gurur duyuyorum.

 

 

Bilgilendirici İçerikler

Fotoğraf ve Video Galerisi

2 içerik

Fotoğraf Galerisi

Video Galerisi

İzmir Tınaztepe Üniversitesi Tıp Fakültesi.mp4